ana menü
Anasayfa
Güncel
Konular
Aile Kadın
Sesli Bilgi
Oku Dinle
Döküman
Download
Sayfalar
Dini Sözlük
Namaz Sureleri
Hadis Bahçesi
Dualar Pınarı
Masaüstleri
Uydudan Kıble
Sorduklarınız
Sitede Arama
Bizimle irtibat
Siteyi Önerme
Konuk Defteri
spacer
çocuk bahçesi
Müslüman Çocuk
Elif-ba Öğren
Sûreler Tâlimi
Çizgi Filmler
Harika Çocuklar
Ufkumu Aydınlat
Hikaye ve Masal
Tarih Sayfaları
Çocuk Radyosu
Nasreddin Hoca
Hacivat Karagöz
Fıkra Dünyası
Bilmeceler
Tekerlemeler
Çeşitli Maniler
Yanıltmacalar
Cinas - Telmih
Oyun Parkı
Yapbozlar
Flash Boyama
Dosya Çantam
Çocuk Defteri
spacer
vahiy kaynakli şifa: bal
Vahiy Kaynaklı Şifa: Bal

Kur'ân-ı Kerim'de:
"Rabb'in bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çadırlardan evler edin. Sonra her çeşit meyveden ye de Rabb'inin yollarında boyun eğerek yürü. Arının karınlarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, onda insanlara şifâ vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir millet için Allah'ın büyüklüğüne işaret vardır." (Nahl, 16/68-69) buyurulur.
Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- buyururlar:
" Üç şeyde şifa vardır: Bal şerbeti içmekte, kan aldırmakta ve ateşle dağlamakta. Fakat ümmetimi zarûrî bir ihtiyaç olmadıkça ateşle dağlamaktan men ederim. " (Buhari, Tıb 3) .
Bir başka hadislerinde de:
" Şifa iki şeydedir: Biri Kur'ân okumakta, diğeri bal şerbeti içmekte... " buyurmuşlardır. Bütün bunlar, balın vahiy kaynaklı bir şifâ olduğunu gösteriyor.
Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-, balı çok severlerdi. Ümmetinin hastalarına da şifâ olarak tavsiye ederlerdi. Kendilerine bir adam gelerek:
"-Ya Rasûlallâh! Kardeşim ishal oldu, karnı ağrıyor." dediğinde
"-Bal şerbeti içir.” buyurdular. Adam ikinci ve üçüncü defa gelip hastalığın geçmediğini söyleyince Rasul-i Ekrem Efendimiz yine:
"-Bal şerbeti içir.” buyurmuşlardı. Adam tekrar gelip:
"-İçirdim fakat ishali ve ağrısı geçmedi.” deyince Hz. Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-:
"-Allah sözünde doğrudur, ama kardeşinin karnı yalancıdır, yine bal şerbeti içir.” buyurmuşlar, dördüncü defa içirince hasta iyileşmiştir.
Büyük âlim İbnu'l-Kayyim el-Cevziyye, hadisin:
"-Allah sözünde doğrudur, ama kardeşinin karnı yalancıdır.” sözünü açıklarken, “Burada ilacın mutlak sûrette faydasının olduğuna, hastalığın devam etmesi ilacın kusuruna değil, hastanın karnında fâsit maddelerin çok bulunduğuna işâret etmektedir." demiştir.
Enes b. Malik -radıyallâhu anh- ise:
"Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- hasta olduğu zaman, ağzına bir avuç çörek otu atar, üzerine de su veya bal şerbeti içerdi." demiştir.
Ebu Nuaym, "Bal şerbeti gönlümdeki sıkıntıyı ve üzüntüyü giderir, gözümün görme duyusunu da kuvvetlendirir." buyurmuştur.
Bu ve buna benzer sözler, doğal gıda balın hayatımızda ne kadar önemli olduğunu ve bir çok hastalığı tedâvî ettiğini gözler önüne sermektedir.
Bazı gıdalar, içerikleri bakımından besin değeri düşük veya besin değeri yüksek diye adlandırılır. Kur'ân-ı Kerim'de "Onda insanlar için şifa vardır." (Nahl, 16/68-69) beyânına mazhâr olan bal da besin değeri yüksek olan gıdalar grubundandır.

BALIN ÜRETİMİ
Arılar, tarihin çok eski devirlerinden bu yana insanlara bal üreterek hizmet etmektedir. Öyle ki, arıcılık tarihi M.Ö. 3500 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bilindiği gibi balın ana malzemesi, arıların çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından topladıkları nektarlardır. Arılar nektarı bala çevirirler. Polenlerin ise bal yapımında bir etkisi bulunmaz, arılar tarafından sadece protein ihtiyaçlarını gidermek için kullanılır. Çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektar, arıların “bal midesi” denilen organlarında kimyasal bir değişime uğrar ve içinde birçok vitamin ve mineral bulunan ağır şekerli bir sos hâlini alır. Daha sonra bal, kovandaki hücrelere yerleştirilir ve üzerleri mumdan bir kapakla örtülür. Bal, petek içindeyken arılarca sağlanan özel havalandırma sistemi sayesinde bildiğimiz tat ve kıvamına gelir.
Balın rengi, şeker dengesi ve tadındaki farklılık tamamen toplanan nektarlardan kaynaklanmaktadır. Balın kokusunu, çiçeklerdeki aromalı “volatil” yağı verir ki bu, aynı zamanda çiçeklerin kokularını sağlayan yağdır.
Bal üretimi çok büyük bir çaba gerektirir. Örneğin sadece 1/2 kg ham nektarı toplamak için 900 arının bir gün boyunca çalışması gerekmektedir. Toplanan bu miktarın ise ancak bir kısmı bala çevrilebilir. Çiçeklerdeki nektardan elde edilecek balın miktarı tamamen getirilen nektarın şeker konsantresine bağlıdır. Örneğin elma çiçeğinin fazla şekeri bulunmaz. Bu yüzden bu ağaçtan elde edilen nektarın çok azı bala dönüştürülebilir. 450 gramlık saf balı elde edebilmek için yaklaşık olarak 17.000 balarısının 10 milyon çiçeği ziyaret etmesi gereklidir. Arının yiyecek aramak için ihtiyaç duyduğu ortalama bir gezinti, yaklaşık olarak 500 çiçek ziyaretini gerektirir ve 25 dakika sürer. Bu yüzden 450 gram saf bal elde etmek için arıların 7.000 iş saati çalışmaları gereklidir. Son derece zahmetli bir iş olmasına rağmen arılar, balı ihtiyaçlarından kat kat daha fazla üretirler. Kuşkusuz bu, Allah'ın insanlara verdiği güzel bir nimettir.

ARILAR KIŞIN NASIL BESLENİR?
Bilindiği gibi arılar, balı kış için besin olarak depolamaktadır. Balın ne kadar üretileceği ise tamamen çevresindeki çiçek kaynaklarına bağlıdır. Arılar, kolonilerine yetecek kadar balı, çiçekler solmadan bir ay önce toplamış olsalar da bir kenara çekilip nektar toplamayı bırakmaz, peteği genişletme yoluna giderek daha fazla bal depolamaya çalışırlar. Arıcılar ise bal ile dolu olan peteklerin yalnız bir kısmını kovandan alır, çünkü arılar balın bir kısmını kışın besin olarak kullanmaktadırlar. Eğer balın büyük bir kısmını alırlarsa, kışın arıları şekerli su ile beslerler. Sadece kışın çok sert geçtiği günlerde bir istisna olur ve şekerli su yetmez. Bu durumda arılara bal verilmesi gerekir.

BALIN İÇERİĞİ
Balın hiç şüphesiz ilk akla gelen özelliği tatlı olmasıdır. Bunun sebebi balın içindeki üç şekerdir: Üzüm şekeri (% 34), sakroz (% 2) ve levulose (meyve şekeri % 40). Bundan başka balın % 17'si su, geri kalan % 7'lik bölümü ise demir, sodyum, sülfür, magnezyum, fosfor, polen, manganez, alüminyum, gümüş, albümin, dekstrin, nitrojen, protein ve asitlerden oluşur. Balın kalitesini belirleyen bu % 7'lik karışımdır. Balı bildiğimiz şekerden ayıran çok önemli bir fark vardır. Şeker, ancak sindirim sisteminde değişime uğradıktan sonra kana karışırken, bal sindirime gerek olmadan çok süratli bir şekilde kana karışır. Çünkü içerdiği meyve şekeri ve üzüm şekeri, ilk başta oranı oldukça fazla olan sakrozun ters-yüz olmasıyla meydana gelir. Bu yüzden bu şekerlere "basit şekerler" denir. Balın içinde, minerallerin, şekerlerin ve birçok vitaminin yanı sıra, az miktarlarda, birtakım hormonlar, çinko, bakır ve iyot da vardır.
100 gram balın kimyasal analizi şöyledir:

Enerji

304.0 Kcal

Su

17.1 g

Karbonhidratlar (toplam)

82.4 g (Fruktoz 38.5 g, Glukoz 31.0 g, Mailose 7.20 g, Sakaroz 11.50 g),

Proteinler, aminoasitler, vitaminler ve mineraller

0.50 g (Thlamin 0.006 mg, Ribollavin 0.06 mg, Nikotinik asit 0.36 mg, Pantothenic asit 0.11, Pyridoxine (B6) 0.32, Askorbik asit (C) 2.2-2.4 mg, Kalsiyum 4.4-9.20 mg, Bakır 0.003-0.10 mg, Demir 0.06-1.5 mg, Magnezyum 1.2-3.50 mg, Manganez 0.02-0.4 mg, Fosfor 1.9-6.30 mg, Potasyum 13.2-16.8, Sodyum 0.0-7.60 mg, Çinko 0.03-0.4 mg)

Kısacası bal insan vücudunun en yüksek derecede ve en hızlı şekilde faydalanacağı şekilde tasarlanmış bir gıdadır. Ilık su ile karıştırılan balın birkaç dakika içinde vücuda enerji verdiği tespit edilmiştir.

BALDAKİ ŞİFA
Bal, gerek içinde barındırdığı vitaminler ve minerallerle, gerekse yapısal özellikleri sebebiyle insanlar için tam bir şifâ niteliğindedir.
Balın en önemli özelliklerinden biri, içinde bakteri barınamamasıdır. Dr. Bodag F. Beck buna şöyle temas eder:
"-Bütün canlıların yaşamlarını devam ettirebilmek için bir miktar neme ihtiyaçları vardır. Bakteriler balla temas ettiklerinde nemden yoksun kalır ve yok olurlar. Ayrıca balın asidik tepkisi de bakterilerin yaşamaları için uygunsuz bir ortam oluşturur. İnsan vücûdunu etkileyen birçok mikro-organizma balda yok olur. Bal, içinde bakteri barındırmamakla kalmaz aynı zamanda bir bakteri yok edici olarak da kullanılır. Örneğin antibiyotiklere karşı dirençli olduğu bilinen MRSA bakterisinin bala karşı koyamadığı tespit edilmiştir."
Dr. W. Sackett, bal sayesinde tifo mikroplarını 48 saat içinde yok etmiştir. Dizanteri mikropları 10 saat içinde ölmüştür. Bu bilgilerden de anlaşılacağı gibi bal, "şifa" yönü son derece güçlü bir besindir.
Henüz günümüzde kesin olarak tespit edilmiş bu özelliğine, Kur'ân'da 1.400 yıl önceden dikkat çekilmiştir. Kuşkusuz bu da, sonsuz kudret sahibi Allâh'ın indirmiş olduğu Kur'ân'ın mûcizelerinden biridir.


Nejla Baş
(Şebnem dergisi)

spacer
açiklamali bölümler
Açıklamalı Bölümler
spacer
gorsel multimedia
Nasihat Öğütler
Namaz Dersleri
Pratik Elif-ba
Kolay Elif-ba
Kur'an Dersleri
Takipli Kur'an
Evliya Filmleri
Dini Sohbetler
Dini Menkıbeler
İlahi Kasideler
spacer
sesli multimedia
Tefsir Dersleri
Riyazus Salihin
Tam İlmihal Sesli
Mektubat Rabbani
Sesli İslam Tarihi
Peygamberimiz
Evliya Hayatları
Nasihatler
Bahri Kasideler
İlahi Kasideler
Sesli Sohbetler
Seslendirmeler
Ezan-ı Şerifler
İslami Şiirler
Tarih Serisi
Mehter Marşları
Telefon Zilleri
spacer