ana menü
Anasayfa
Güncel
Konular
Aile Kadın
Sesli Bilgi
Oku Dinle
Döküman
Download
Sayfalar
Dini Sözlük
Namaz Sureleri
Hadis Bahçesi
Dualar Pınarı
Nasihatler
Masaüstleri
Uydudan Kıble
Sorduklarınız
Sitede Arama
Bizimle irtibat
Siteyi Önerme
Konuk Defteri
spacer
çocuk bahçesi
Müslüman Çocuk
Elif-ba Öğren
Sûreler Tâlimi
Çizgi Filmler
Harika Çocuklar
Ufkumu Aydınlat
Hikaye ve Masal
Tarih Sayfaları
Çocuk Radyosu
Nasreddin Hoca
Hacivat Karagöz
Fıkra Dünyası
Bilmeceler
Tekerlemeler
Çeşitli Maniler
Yanıltmacalar
Cinas - Telmih
Oyun Parkı
Yapbozlar
Flash Boyama
Dosya Çantam
Çocuk Defteri
spacer
sevgili peygamberim sâllâllahü aleyhi ve sellem
Doğduğu Çevre Ailesi Doğumu Çocukluğu
Gençliği Evliliği ve Çocukları İlk Vahiy
Vahyin Duyurulması Uygulanan Baskılar İslâmın Anlatılması
Taif'e Yolculuk İsra ve Mirac Medine'ye Hicret
Medine Faliyetleri Medine Dönemi Mekke'ye Dönüş
Veda Hutbesi Vefatı Daha Fazlası...

İlk Vahiy

Mekke, uçsuz bucaksız çölün ortasında Hazreti İbrahim'in (aleyhisselâm) dininin neredeyse tamamen unutulduğu, putperestliğin hüküm sürdüğü bir şehir hâline gelmişti. İnsanlar kendi elleriyle putlar yapıyor, sonra da hiçbir fayda sağlamayan bu putlara tapıyorlardı. Kâbe'nin içini de putlarla doldurmuşlardı. Mekke'de bulunan az sayıdaki hanifler de toplumlarındaki bozulmayı engelleyemiyor, bu sebeple toplumdan uzak durarak Hazreti İbrahim'in (aleyhisselâm) dinini yaşamaya çalışıyorlardı.

Peygamberimiz (aleyhisselâm) hiçbir zaman putlara tapmamıştı. Kendisini en çok rahatsız eden şey de insanların putlara tapmalarıydı. Ayrıca toplumdaki ahlâkî bozulmalar da onu huzursuz ediyor fakat nasıl bir çare bulunabileceğini bilmiyordu. Otuz beş yaşlarındaydı. Mekke'deki hanifler gibi o da kavminin kötü alışkanlık ve davranışlarından uzaklaşma isteği duyuyordu. Bunun için vakit buldukça yanına yiyecek alarak Mekke yakınlarındaki Hira Mağarası'na gitmeye başladı. Bu durum kırk yaşına doğru daha da sıklaştı. Bazen tam bir ay orada kalıyor, çevresini gözlemliyor, tefekküre dalıyordu. Mekke'ye inince de ilk olarak Kâbe'yi tavaf ediyor, ardından evine kapanıyordu.

Mekke'ye İnen Nur
Peygamberimiz (aleyhisselâm) uzun süredir kendinde anlam veremediği değişiklikler hissediyordu. Gördüğü rüyalardan etkileniyordu. Çünkü gece gördüğü rüyalar sabah aynen çıkıyordu. 610 yılının Ramazan ayıydı, Mekke'den ayrılma isteği yine ağır basmıştı. Hazreti Hatice ile vedalaşarak Hira Mağarası'na gitmek üzere Mekke'den ayrıldı. Ramazan ayının son günleriydi. Mağaradayken aniden duyduğu bir sesle irkildi. Hiç bilmediği bir varlık ona "Oku!" diyordu. Peygamberimizin (aleyhisselâm) okuma yazmayı öğrenme imkânı olmamıştı. Korkarak "Ben okuma bilmem." dedi. Karşısındaki varlık onu öyle bir sıktı ki bütün kemiklerinin birbirine girdiğini zannetti. Hazreti Muhammed'e (aleyhisselâm) gelen, Allah'ın peygamberlere vahiy iletmekle görevli meleği Cebrâil'di. Cebrâil iki kez daha "Oku!" dedi. Peygamberimiz (aleyhisselâm) hep aynı cevabı verdi. En sonunda bütün cesaretini toplayarak Cebrâil'e "Ne okuyayım?" dedi. Cebrâil Alâk Suresi'nin ilk beş ayetini ona bildirdi.

(Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı "alak"tan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.) (Alâk Suresi, 1-5. ayetler)

Korku ve Şaşkınlık
Peygamberimiz (aleyhisselâm) korku ve şaşkınlık içinde hemen mağaradan çıktı, evine gidecekti. Dışarıya çıkınca meleğin gökyüzünü tamamen kapladığını gördü. Şöyle sesleniyordu: "Ben Cebrâil'im, sen de Allah'ın Peygamberisin."

Peygamberimiz (aleyhisselâm) karşılaştığı olaya bir anlam veremiyordu. Koşarak eve gitti, hâlâ olayın etkisinden kurtulamamış, tir tir titriyordu. Yatağına yatarak Hazreti Hatice'ye "Beni örtün, beni örtün." dedi. Bir süre dinlendikten sonra Hazreti Hatice'ye başından geçenleri, gördüklerini anlattı. Hazreti Hatice de onu teselli eden şu sözleri söyledi:
-Yemin ederim ki Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Sen akrabalarını gözetirsin, her zaman doğruyu söylersin. İhtiyacı olana yardım eder, fakiri doyurur, misafirini en iyi şekilde ağırlarsın. Hep haklıların yanında yer alır, onlara yardımcı olursun.

Hazreti Hatice'nin Varaka adında bir akrabası vardı. Varaka, eski kutsal kitapları iyi bilen bir bilgindi. Hazreti Hatice ve Hazreti Muhammed (aleyhisselâm) Varaka'ya gittiler. Peygamberimiz (aleyhisselâm) gördüklerini Varaka'ya anlatınca Varaka duydukları karşısında heyecanlandı ve şöyle dedi: "Bu, Allah'ın Musa'ya (aleyhisselâm) ve İsa'ya (aleyhisselâm) gönderdiği mesajdır. Umarım toplumun seni bu topraklardan çıkardığı günlerde hayatta olur da sana yardım ederim." Peygamberimiz (aleyhisselâm) şaşkınlıkla "Toplumum beni doğup büyüdüğüm bu topraklardan çıkaracak mı?" diye sordu. Varaka şöyle cevap verdi: "Bütün peygamberler toplumları tarafından yurtlarından çıkarılmışlardır." Ne yazık ki Varaka bu olaydan kısa bir süre sonra öldü.

spacer
açiklamali bölümler
Açıklamalı Bölümler
spacer
gorsel multimedia
Nasihat Öğütler
Namaz Dersleri
Pratik Elif-ba
Kolay Elif-ba
Kur'an Dersleri
Takipli Kur'an
Evliya Filmleri
Dini Sohbetler
Dini Menkıbeler
İlahi Kasideler
spacer
sesli multimedia
Hatm-i Şerifler
Tefsir Dersleri
Riyazus Salihin
Tam İlmihal Sesli
Mektubat Rabbani
Sesli İslam Tarihi
Peygamberimiz
Hayat-üs Sahabe
Evliya Hayatları
Bahri Kasideler
İlahi Kasideler
Sesli Sohbetler
Seslendirmeler
Ezan-ı Şerifler
İslami Şiirler
Tarih Serisi
Mehter Marşları
Telefon Zilleri
spacer